Society & Economicsarticle2026-09-20

Trajik İyimserlikten Gönüllü Esarete: Nazım Hikmet’in Moskova’ya Kaçışı ve Soğuk Savaş Retoriği

Open access0 citations

Abstract

Bu makale, Nazım Hikmet’in 1951 yılında Sovyetler Birliği’ne kaçışı sonrası Soğuk Savaş’ın ideolojik kutuplaşma zemininde geçirdiği dönüşümü ve Sovyet basınındaki beyanatı üzerinden politik bir ikona evrilme sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. Şairi ağırlıklı olarak biyografik bir anlatı ekseninde ele alan mevcut literatürden ayrılan bu çalışma, onun romantik milliyetçi kimliğinden sosyalist realist bir propaganda figürüne dönüşümünü psikopolitik bir perspektifle ele almaktadır. Çalışmanın birincil malzemesini, 1951 yılında Sovyet yayın organlarından derlenen, diplomatik yazışma dili gereği Fransızcaya çevrilen ve Türk Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde muhafaza altına alınan resmî açıklamalar, mülakatlar ve hitabet metinleri oluşturmaktadır. Bu belgeler tematik tasnif ve nitel çözümleme yöntemiyle incelenmiş; elde edilen veriler Viktor Frankl’ın trajik iyimserlik, Erich Fromm’un özgürlükten kaçış ve negatif özgürlük kuramları ile Jdanov’un ve Kominform’un belirlediği Soğuk Savaş retoriği çerçevesinde yorumlanmıştır. Yapılan değerlendirmeler, şairin söyleminde birbiriyle bağlantılı üç retorik eksen ortaya koymuştur: Stalin’in bir baba ve manevi sığınak olarak kodlandığı kişisel minnet, Moskova’nın hakikatin ve adaletin kutsal başkenti olarak sunulduğu mekânsal meşruiyet ve Amerikan karşıtı bir ideolojik silah olarak araçsallaştırılan barış kavramı. Şairin mahkûmiyet yıllarında anlam arayışı ekseninde geliştirdiği ideolojik mukavemetin, tahliye sonrası güvenlik kaygısıyla yerini totaliter bir otoriteye sığınma psikolojisine ve gönüllü esarete bıraktığı görülmüştür. Araştırma, Nazım Hikmet’in uluslararası bir barış savaşçısı olarak konumlandırılmasının Sovyet kültürel diplomasisinin stratejik bir hamlesi olduğunu ortaya koymaktadır. Şairin beyanatı bu çerçevede bireysel bir kurtuluş hikâyesinden ziyade esir Bolşevik kimliği altında devlet otoritesinin estetik bir dille yeniden üretimi ve bir entelektüelin trajedisi olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, Soğuk Savaş döneminin ideolojik baskı ortamında sanatçı özerkliğinin nasıl aşındırıldığını ve entelektüel bir kimliğin devlet propagandasının aracına nasıl dönüştürülebildiğini göstermesi bakımından Türk edebiyatı ile Soğuk Savaş tarihi literatürüne özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.

// Source

View paper (DOI)Open access versionOpenAlexTurcology ResearchPublished 2026-09-20

Authors: Hakan Soydaş

Institutions: Karadeniz Technical University